Siyasette Gerçeklik Neden Parçalandı?
Hakikat Sonrası Çağda Politikanın Dönüşümü
Günümüz siyasetinde artık tuhaf bir durumla karşı karşıyayız: Aynı olaya bakan insanlar, yalnızca farklı yorumlara sahip olmuyor; farklı gerçeklikler içinde yaşıyor. Bir taraf için açık olan bir “gerçek”, diğer taraf için bütünüyle yalan, hatta manipülasyon olarak görülüyor.
Bu durum yalnızca görüş ayrılığı değildir. Daha derin bir şey yaşanıyor:
Ortak gerçeklik zemini parçalanıyor.
Peki bu nasıl oldu?
Ortak Gerçeklik Nedir ve Neden Önemlidir?
Toplumların birlikte yaşayabilmesi için herkesin aynı fikirde olması gerekmez. Ancak herkesin:
- Aynı temel olguları kabul etmesi
- Gerçek ile yorum arasındaki farkı ayırt edebilmesi
- Tartışmayı ortak bir zeminde yürütebilmesi
gerekir. Buna ortak gerçeklik denir.
Siyaset, bu zemin üzerinde anlamlıdır. Zemin çöktüğünde, siyaset de çöker.
Hakikat Sonrası (Post-Truth) Ne Demektir?
Hakikat sonrası çağda:
- Gerçekler önemini kaybetmez
- Ama duygular, gerçeklerden daha belirleyici olur
Bir bilginin doğru olup olmaması değil, kime ne hissettirdiği önemlidir.
Bu noktada siyaset:
- İkna etmeyi bırakır
- Hissettirmeye odaklanır
“Benim Gerçeğim” Siyaseti
Modern siyasette sıkça duyulan örtük bir ifade vardır:
“Benim gerçeğim bu.”
Bu yaklaşımda:
- Nesnel doğrular anlamsızlaşır
- Kişisel algı mutlaklaşır
- Karşıt görüş sadece yanlış değil, tehdit hâline gelir
Gerçeklik, paylaşılabilir olmaktan çıkar; kimliğin uzantısına dönüşür.
Bilgi Çağında Cehalet Nasıl Arttı?
Paradoks şudur:
Hiç bu kadar bilgiye erişimimiz olmamıştı, ama hiç bu kadar gerçeklik karmaşası yaşamamıştık.
Bunun nedenleri:
- Bilgi bolluğu
- Kaynak ayrımı yapma zorunluluğu
- Zihinsel yorgunluk
İnsanlar bilgiyle baş edemeyince, inanmayı tercih eder.
Algoritmalar ve Yankı Odaları
Sosyal medya algoritmaları:
- Benzer görüşleri gösterir
- Zıt fikirleri filtreler
- Onay duygusunu besler
Bu ortamda birey:
- Kendi düşüncesinin çoğunluk olduğunu sanır
- Karşı görüşü “anormal” görür
- Gerçekliği dar bir çerçevede deneyimler
Duygular Gerçeğin Yerini Aldığında
Hakikat sonrası siyasette:
- Öfke = kanıt
- Korku = gerekçe
- Mağduriyet = haklılık
olur. Hissetmek, bilmekten daha güçlüdür.
Bu yüzden yanlış bilgi bile, doğru duyguyu üretiyorsa etkili olur.
Komplo Düşüncesinin Normalleşmesi
Gerçeklik parçalandığında boşluk oluşur. Bu boşluğu:
- Komplo anlatıları
- Gizli güç hikâyeleri
- Basit düşman imgeleri
doldurur. Komplo, karmaşık dünyayı anlaşılır kılar.
Medyanın Rolü: Ayna mı, İnşa mı?
Medya artık sadece aktarmıyor:
- Çerçeveliyor
- Seçiyor
- Anlam yüklüyor
Aynı olay, farklı mecralarda farklı gerçekliklere dönüşüyor.
Siyasetin Gerçeğe İhtiyacı Var mı?
Bu kritik bir sorudur.
Cevap rahatsız edicidir: Her zaman hayır.
Duygusal mobilizasyon için:
- Net düşman
- Basit hikâye
- Güçlü sembol
gerçekten daha işlevseldir.
Neden Artık Kimse Kimseyi İkna Etmiyor?
Çünkü ikna:
- Ortak zemin
- Karşılıklı güven
- Açık olma
gerektirir. Hakikat sonrası çağda bunların hiçbiri güçlü değildir.
Tartışma, yerini saf tutmaya bırakır.
Gerçeklik Neden Kimlik Meselesi Oldu?
Bugün bir fikri değiştirmek, yalnızca görüş değiştirmek değildir.
Kimlik değiştirmek gibi algılanır.
Bu yüzden:
- Yanlış bilgi düzeltilmez
- Hata kabul edilmez
- Geri adım ihanet gibi görülür
Bu Parçalanma Nereye Gidiyor?
Ortak gerçeklik kayboldukça:
- Demokrasi zorlaşır
- Uzlaşma imkânsızlaşır
- Şiddet potansiyeli artar
Çünkü gerçeklik olmadan, yalnızca güç kalır.
Sonuç: Gerçeklik Yeniden Kurulabilir mi?
Bu kolay değil. Ancak ilk adım şudur:
Gerçeğin yalnızca bilgi değil, aynı zamanda etik bir sorumluluk olduğunu kabul etmek.
Siyaset, gerçeklik olmadan çalışabilir.
Ama toplum, uzun süre çalışamaz.
Gerçeklik parçalandığında, yalnızca siyaset değil; birlikte yaşama fikri de parçalanır.